Operacılar Ne Kadar Kazanıyor? – Bir Gencin Hayalleri ve Gerçekleri
1. Bir Hayal Peşinde: İlk Kez Sahneye Çıkarken
Hayatımda bir noktada tüm yolculuğumun, tüm ruh halimin bir anda bir araya gelip birleşmesini beklemiştim. O anı düşünüyorum şimdi; 25 yaşımda, Kayseri’de küçük bir apartman dairesinde yaşayan bir gencin kalbinde büyük hayallerin başladığı anı. Ama o anları biraz daha netleştireyim: bir opera sahnesine çıkacak olmanın heyecanını hissettiğimde, içimde bir titreme vardı. Henüz o zamanlar operanın ne kadar prestijli bir meslek olduğunu, bu kadar büyük bir yolculuğun beni nereye götüreceğini anlamıyordum. Tek bildiğim şey vardı: bir opera sanatçısı olma arzusuyla yanıyordum.
Günlüklerimden birine yazmıştım o zaman: “Bu meslek için her şeyimi verebilirim. Sahneye çıktığımda, bütün dünya benim etrafımda dönüyormuş gibi hissedeceğim.” O duygularla, bu mesleğin ne kadar iyi bir yaşam sağlayacağına dair hiçbir fikrim yoktu. Sadece hayalini kuruyordum.
2. Gerçekleşen Hayaller ve İlk Hayal Kırıklığı
Bir gün, bir opera sanatçısının kazancını araştırırken, gözlerimi bir an için kapatıp derin bir nefes almıştım. Opera sanatçılarının gelirleri, genellikle değişkenlik gösteriyor. Tabii ki, bu da büyük ölçüde bağlı olduğu şehre, opera sahnesinin prestijine ve sanatçının deneyimine göre değişiyor. Kayseri’deki gibi küçük bir şehirde, pek çok kişinin opera hakkında derin bir bilgiye sahip olmadığını biliyorum. Ancak, daha büyük şehirlerde, örneğin İstanbul’da veya yurtdışında bir opera sanatçısının kazancı oldukça değişken olabiliyor. Bu noktada, bir opera sanatçısının kazancı hakkında öğrendiğim bilgiler biraz hayal kırıklığı yaratmıştı. Sahneye çıkmak, sesinizi doğru şekilde eğitmek, yıllarca süren çalışmalarla elde ettiğiniz başarıları görmek… ve sonunda kazancınızın yalnızca ortalama bir gelir düzeyinde olması… Bu beni sarsmıştı.
Evet, bazı ünlü operacılar dünya çapında milyonlar kazanabilirler ama çoğu, oraya gelene kadar sayısız zorlukla mücadele ederler. Öğrenmiştim ki, çoğu opera sanatçısı, yıllar süren eğitim ve küçük çaplı sahne deneyimlerinin ardından, gelirlerini konserlerden, gösterilerden veya öğretmenlik yaparak kazanıyordu. Ama gerçek şu ki, opera sahnesi herkes için değil. Operacının kazancı, gerçekten çok geniş bir spektrumda değişebiliyordu. Eğer bir opera sanatçısı büyük bir opera evinde yer alıyorsa, maaşı tabii ki yüksek olabilir. Ama yerel bir sahnede veya küçük bir tiyatroda çalışıyorsa, kazançlar oldukça mütevazıydı.
3. Hayal Kırıklığından Doğan Umut
Bir operacının kazancı ne kadar olursa olsun, bir şeyin farkına varmıştım: bu işin asıl değeri, para değil. Bir operacının sahnede söyledikleri, ondan dinlediğiniz her nota, izlediğiniz her performans… Bunlar paha biçilemez. Ama, tabii, hayatta bir yere gelmek için sadece yetenek değil, biraz da maddiyat gerekliydi. Şahsen ben, geleceğim için çok fazla hayal kurarak, yaşamımı şekillendirirken, paranın ne kadar önemli olduğunu daha çok kavramıştım. Belki de bu yazdıklarımın arasındaki en gerçekçi şey buydu: hayal kırıklığımı kendi içimde, duygularımda yaşadım, ama bu beni tamamen yıldırmadı.
Çalıştım, mücadele ettim, küçük sahnelerde başladım, büyük operalar için denemeler yaptım. Her ne kadar başladığımda her şey bana hayal kırıklığı gibi görünse de, bir yandan da bir şeyler öğretti: tutku ve azim. Öğrendim ki, bir opera sanatçısı olmak demek, sadece sahneye çıkıp şarkı söylemek değil; bir yaşam tarzı, bir mücadele demekti. Para kazanmak için, önce bu mesleği gerçekten sevmen gerekiyordu.
4. Şehirde Bir Akşam
Kayseri’de, bir akşam, sahneye çıkan bir opera sanatçısını izlemek büyük bir heyecan uyandırmıştı içimde. Bir opera sanatçısının performansına bakarak, onun ne kadar fedakâr bir insan olduğunu fark ettim. Sahnedeki görkemli giyimleri, sesindeki güç, her bir notayı doğru bir şekilde verişi beni derinden etkilemişti. Bunu izlerken hissettiklerim, kelimelerle anlatılacak gibi değildi. Belki de bu mesleğin sadece parayla ölçülemeyecek bir yeri vardı. Benim için, bir operacının kazancı önemli olsa da, önemli olan şey sahnedeki o anın ne kadar değerli olduğuydu.
O gece bir an düşündüm: “Bir operacı ne kadar kazanır?” Evet, bazen bu soru kafamı karıştırıyordu. Ama ardından sahnedeki seslere, o duygu yoğunluğuna bakarak şunu fark ettim: para bu işin sadece bir yan unsuru. Gerçek ödül, o sesin ardında yatan çaba ve gönül işiydi. Para, belki de bu sürecin bir sonucu olacaktı, ama asıl değer, bir sanatçının özverisiyle sahneye yansıyan duygularda gizliydi.
5. Sonuçta Ne Değişti?
Bugün hala opera sanatçısı olmak istiyorum. Hayallerimden hiçbir zaman vazgeçmedim. Belki de, ilerleyen yıllarda büyük sahnelerde şarkı söyleyeceğim, kim bilir? Ancak, şunu net bir şekilde söyleyebilirim: bir operacının kazancına bakarken, sadece parayı değil, onun çabalarını, yıllarca süren mücadeleyi ve o hayali gerçekleştirmek için neleri göze aldığını da düşünmek lazım.
Hayatımda birçok kez düşüp kalktım. Ama bir operacı olmak için gereken cesaret, sadece sesiyle değil, ruhuyla da ses vermekti. Kazancın, tıpkı ses gibi, bir yerlerde bir araya gelip anlam kazanması gerekiyordu. Bir gün, bir opera sahnesinde, kazancımın bana değil, o sahneye olan katkıma göre değer kazanacağına inanıyorum.
Ve belki de, bunun için gerçekten fazla beklemek gerekmeyecek…