Göz Tembelliği Kaç Derecedir? Kültürel Bir Görme Biçiminin Antropolojisi Bir antropolog olarak dünyanın farklı köşelerinde insanların nasıl gördüğüne, bakışın sadece biyolojik değil, aynı zamanda kültürel bir pratik olduğuna tanıklık etmek her zaman büyüleyicidir. Görmek, sadece ışığın gözdeki retina üzerine düşmesi değil; aynı zamanda bir anlam üretme sürecidir. Göz tembelliği (ambliyopi) bu anlamda yalnızca bir görme bozukluğu değil, aynı zamanda toplumların “algı kusurlarını” da sembolize eden güçlü bir metafordur. Antropolojik Bir Gözle: Görme Dereceleri ve Kültürel Algı Tıbbi olarak göz tembelliği, genellikle üç dereceye ayrılır: hafif, orta ve ileri düzey. Ancak antropolojik bir bakış açısıyla bu dereceler sadece görsel değil, sembolik…
6 YorumEtiket: bir
Güç, İletişim ve İktidar Alanı: “Görüntülü Sohbet Ücretli mi?” Sorusunun Siyasal Anatomisi Bir siyaset bilimci olarak, her ilişki biçiminde – ister devletle vatandaş, ister bireyler arasında olsun – bir güç ilişkisi bulunduğuna inanırım. Günümüzün dijital dünyasında bu güç, yalnızca parlamentolarda, şirketlerde ya da meydanlarda değil; ekranlarda da şekilleniyor. “Görüntülü sohbet ücretli mi?” sorusu ilk bakışta teknik ya da ekonomik bir mesele gibi görünse de, aslında iletişim, özgürlük ve toplumsal eşitlik üzerine düşündüren politik bir sorudur. Çünkü her ücretli erişim, bir güç mekanizmasının varlığını ima eder. Dijital Alan: Yeni İktidar Sahası Modern siyaset kuramları, gücün sadece devlet tarafından değil, bilgi, teknoloji…
8 YorumDünyanın En Büyük Adaları: Edebiyatın Ufkunda Yalnızlığın ve Keşfin Hikâyesi Kelimenin Gücüyle Başlayan Bir Yolculuk Edebiyat, insanın iç dünyasını dışa vuran en güçlü aynadır. Kelimeler sadece birer ses dizisi değil, aynı zamanda zamanın, mekânın ve duygunun taşıyıcısıdır. Her yazar, bir ada gibidir; kendi sınırlarında yaşar, düşünür, üretir. Tıpkı dünyanın en büyük adaları gibi, her edebi ada da kendi iklimine, sessizliğine ve fırtınasına sahiptir. Bu yazıda, coğrafyanın gerçek adalarını, edebiyatın metaforik adalarıyla birleştireceğiz. Çünkü bazen bir adanın kıyısında değil, bir cümlenin içinde kayboluruz. Grönland: Sessizliğin ve İzolasyonun Romanı Dünyanın en büyük adası Grönland, buzlarla kaplı bir yalnızlık diyarıdır. Edebiyatın dilinde bu…
8 YorumHatun Ne Demek Sevgili? “Hatun ne demek sevgili?” sorusunu sorarken, aklınızda 17. yüzyıl saraylarında padişahın eşlerine hitap edilen zarif bir kelime mi canlanıyor, yoksa modern zamanlarda sokaklarda sevgilinize hitap ederken kullandığınız tatlı bir kelime mi? Neyse ki, her iki durum da geçerli, ama hatun kelimesinin bir sevgiliye atıfta bulunup bulunmadığı konusunda biraz kafa karışıklığı olabilir. Hadi o zaman, bu esprili ve eğlenceli dil yolculuğuna çıkalım! Hatun: Zarafetin ve Stratejinin Buluştuğu Nokta Osmanlıca kökenli olan ve tarihi geçmişinde “kadın” anlamına gelen “hatun”, aslında bir sevgiliyi tanımlamak için pek de yaygın bir kelime değildi. Ancak dilde zamanla gelişen anlam değişimleri, kelimelere yeni…
4 YorumMüzik aletleri hangi ağaçtan yapılır? Bağlama ailesi birçok müzik aletini içerir. Bağlama yapımında dut, ardıç, kestane, ceviz, gürgen, erik, kayısı ve şimşir gibi ağaçlar sıklıkla tercih edilir. Zurna yapımında da benzer ağaç türleri kullanılır. Maun ağacı Türkiye’de yetişir mi? Mobilya yapımında tercih edilen, işlenmesi kolay ve dayanıklı bir ağaçtır. Mersin Anamur ilçesinde çok sayıda maun ağacı bulunmaktadır. Hangi ağaçtan yapılan saz iyidir? Özellikle eski dut ağaçlarından gelmesi gerekir. Kapak dediğimiz kısmı ladin ağacından yapıyorum. Ladin ağacı, rezonans ve esneklik sağlamak için ince ve yumuşak bir ağaç olması gerektiğinden ses tahtası dediğimiz şey için idealdir. Ayrıca sapı da sert bir ağaçtan…
Yorum BırakIlk Fantastik Roman: “Kıyamet Günü’nün Gülü” Fantastik Roman; okuyucularının hayal güçlerini zorlayan ve geçmişe, şimdiye ve geleceğe ait tarihsel, kültürel ve bilimsel alanlarda maceraların anlatıldığı romanlardır. İlk fantastik roman, Thomas More’un 1516 tarihli “Utopia” adlı eseridir. More, bu kitabında, gerçek hayatın çok uzaklaştığı hayali bir ülkede, Utopia adlı bir yerin yaşayan insanlarının hayatını anlatır. Utopya’da, iyi yaşamak için çok farklı kurallar ve değerler uygulanır. Ancak, More’un eseri, tam anlamıyla fantastik bir roman değildir. İlk fantastik roman, 1726 yılında Jonathan Swift tarafından yazılan “Kıyamet Günü’nün Gülü” adlı eserdir. Swift, bu kitabında, hayal gücünün sınırlarını zorlamak için gerçek dünya ile hayali bir…
12 YorumGalas Anlamı Ne Demek? Galas aslında İspanyolca bir sözcüktür ve “formal” anlamına gelir. İngilizce’de bu sözcük genellikle “formal” olarak çevrilir. Galas ifadesi, özellikle bir gecenin veya bir toplantının daha dikkat çekici ve resmi olması gerektiği anlamına gelir. Galas, genellikle daha yüksek bir etki için giyim, saç tasarımları ve makyaj gibi şeylerle desteklenir. Galas kıyafeti, giyilmesi gereken durumlara göre değişebilir. Bir etkinlik için, giyilmesi gereken kıyafetler genellikle daha iyi bir görünüm oluşturmak için düşünülür. Genellikle, insanlar bu tür kıyafetleri giymek için daha pahalı ve iyi kalitede malzemelerden tasarlanmış kıyafetleri tercih ederler. Gecenin kıyafeti de, gecenin konusuna göre değişebilir. Örneğin, bir düğün…
Yorum BırakCadı Süpürgesi Ne Demek? Cadı Süpürgesi bir masal aracı olarak düşünülebilecek, çok eski tarihlere dayanan özel bir süpürge türüdür. Cadı süpürgesi, karanlık güçlerin kullanıldığı, masal ve efsanelere dayanan bir dünyaya ait bir öğedir. Bu süpürgeler, masallarda kötü cadıların kullandığı süpürgeler olarak anılır. Cadı süpürgeleri çoğunlukla şeytanları, cadıları veya diğer kötü varlıkları yakalamak veya onların gizlice hareket etmelerini engellemek için kullanılır. Masallarda, bu süpürgelerin cadıların uçmasına izin verdiği, ancak cadıların geri döndüğünde süpürgeyi kullandıklarında kendilerini çarpacağı veya yakalayacağı için korkuttuğu söylenir. Cadı süpürgeleri, korku ve kötülük üzerine kurulu efsanelerinde önemli bir yer tutar. Cadı süpürgesi, çizimlerde ve masallarda genellikle korku ve…
12 YorumAhz Etmek Ne Demek Osmanlıca? Ahz etmek, Osmanlıca’da kökü eski Türkçe’den gelen bir kavramdır. Ahz etmek, bir şeyi kalıplara uymaya mecbur bırakmak anlamına gelir ve genellikle devletin gücünün uygulanmasıyla ilgili bir kavramdır. Ahz etmek, hukuki bir değişiklik oluşturmak veya mevcut durumu değiştirmek anlamına da gelebilir. Ahz etmek, esasen bir şeyin zorla yerine getirilmesi, zorla kabullenilmesi veya bir şeyi kabullenmeye zorlanması gibi anlamlara da sahiptir. Ahz etmek, Türk kültüründe, özellikle Osmanlı döneminde, yönetimin gücünün uygulanmasının bir yolu olarak kullanılmıştır. Özellikle padişahların, dini veya hukuki konularda uyguladıkları akıl ve zorunlu uyma gibi haklarının kullanımında, Osmanlı hükümeti ahz etme hakkını kullanmıştır. Ahz etme,…
Yorum Bırak