Japonca “kei” ne demek? Dilin sınıflandırma gücü ve toplumsal yansımaları İstanbul’da sokakta yürürken ya da metroda insanların yüzlerine bakmadan kalabalığın içinde ilerlerken, bazı kelimelerin aslında ne kadar güçlü sosyal işaretler taşıdığını düşünürüm. Bir sivil toplum kuruluşunda çalışırken dilin sadece iletişim aracı olmadığını, aynı zamanda kimleri görünür kıldığını, kimleri ise kategorilerin içine sıkıştırarak görünmezleştirdiğini daha net fark ediyorum. Japonca “kei” (系) kavramı da tam olarak böyle bir yerden açılıyor. Japonca kei ne demek? sorusunun ilk cevabı oldukça teknik görünebilir: “kei”, Japoncada “sistem”, “tür”, “kategori”, “soy” ya da “stil” anlamına gelen bir ek ya da kavramdır. Ama bu kadarla bırakmak, işin sadece…
Yorum BırakEtiket: bir
Avukatlar İşletme Defteri Tutar mı? Konya’dan Bir Zihnin İç Tartışması Avukatlar işletme defteri tutar mı sorusu, ilk bakışta basit bir muhasebe detayı gibi görünüyor. Ama işin içine vergi sistemi, serbest meslek kazancı, defter türleri ve uygulamadaki farklı yorumlar girince konu bir anda çok katmanlı bir hale geliyor. Hele bir de bu meseleyi benim gibi Konya’da yaşayan, mühendislik tarafı sayısal düşünen ama sosyal bilimlere de meraklı bir genç olarak ele alınca, kafa içinde sürekli iki ayrı ses konuşmaya başlıyor. Bir yanda “sistem net, tanımlar belli, kurallar açık” diyen analitik tarafım var. Diğer yanda ise “insanlar bu sistemi nasıl yaşıyor, pratikte nasıl…
Yorum BırakZayıflamak İçin Hangi Spor Yapılmalı? Bir Felsefi Bakış İnsan bedenini anlamak, onu değiştirmek ve ona şekil vermek, felsefenin asırlık tartışmalarına girmiş bir konudur. Beden, bir yanda doğanın bize verdiği bir araç, diğer yanda ise kimliğimizin ve varlığımızın bir yansıması olarak kabul edilir. Bedenin şekillendirilmesi ve ona hükmedilmesi, sadece fiziksel bir çaba değil, aynı zamanda etik, epistemolojik ve ontolojik bir meseledir. Zayıflamak için hangi sporu yapmalıyız? Bu soru, yalnızca bir fiziksel çaba değil, aynı zamanda insanın kendisiyle olan ilişkisinin, toplumsal normlarla ve varlık anlayışıyla nasıl şekillendiğini sorgulayan bir sorudur. Zayıflama yolculuğu, fiziksel bir dönüşümün ötesinde bir içsel sorgulama sürecine de işaret…
8 YorumGüney İlçesi Hangi Yönde? Edebiyatın Haritasında Bir Yolculuk Bir edebiyatçı için her yön, yalnızca coğrafi bir işaret değil, aynı zamanda bir anlam yönüdür. Kelimeler, tıpkı pusulalar gibi, bizi kendi içimizdeki yönlere götürür. “Güney ilçesi hangi yönde?” sorusu, yüzeyde coğrafi bir merak gibi görünse de aslında insanın yönünü, yurdunu ve aidiyetini arayışının metaforudur. Çünkü edebiyat, haritaların değil; kalplerin coğrafyasını çizer. Güneyin Dili: Sıcaklığın, Tutkunun ve Kayıp Zamanın Yönü Edebiyatta güney kavramı, genellikle sıcaklık, tutku, doğa ve duygusal yoğunlukla ilişkilidir. Güney, insanı sarıp sarmalayan bir iklimdir. Orada toprak bereketlidir, güneş yakıcı ama aynı zamanda yaşam vericidir. William Faulkner’ın Amerikan güneyini anlattığı romanlarında…
8 YorumKastamonu Neyi ile Ünlü? Tarih, Doğa ve İnsanın Kalbinde Bir Şehir Bazı şehirler vardır; sokaklarında yürürken yalnızca taş duvarları değil, geçmişi ve hikâyeleri de hissedersiniz. Kastamonu tam da böyle bir yerdir. Ben bu yazıyı yazarken, sanki Nasrullah Camii’nin avlusundan geçen rüzgâr kulağıma tarih fısıldıyor gibi. Kastamonu’yu anlatmak, sadece bir şehri değil; Anadolu’nun kalbinde yaşayan bir kültürü anlatmaktır. Peki Kastamonu neyi ile ünlü? Gelin, hem verilerle hem insan hikâyeleriyle bu zenginliğe birlikte bakalım. Tarihin Sessiz Tanığı: Kastamonu’nun Kültürel Mirası Kastamonu, 7.000 yıllık geçmişiyle Anadolu’nun en eski yerleşimlerinden biridir. Arkeolojik verilere göre bölgede Hitit, Frig, Roma ve Bizans uygarlıkları hüküm sürmüştür. Osmanlı…
4 YorumÖnden Görünüş Ne Demek? Psikolojik Bir Bakış Açısından Kendimizi Görme Sanatı Bir psikolog olarak, insanların kendilerini ve başkalarını nasıl gördüklerini anlamaya her zaman ilgi duymuşumdur. “Önden görünüş” ifadesi, teknik resim dünyasında bir nesnenin en belirgin yüzünü temsil eder. Ancak insan zihninin karmaşık yapısına baktığımızda, bu kavram yalnızca çizimlerle sınırlı kalmaz; bireyin kendini dışarıdan algılama biçimine, toplumsal aynalarda gördüğü imgeye ve iç dünyasındaki yansımaların dışa vurumuna dönüşür. Bu yazıda “önden görünüş”ü bilişsel, duygusal ve sosyal psikolojinin merceğinden inceleyerek, aslında kendimizi nasıl çizdiğimizi tartışacağız. Bir Psikoloğun Meraklı Girişi Bir danışan bana bir keresinde şöyle demişti: “Aynaya baktığımda kendimi tanıyamıyorum.” Bu cümle, fiziksel…
8 YorumKanat Skapula Hangi Hastalıkta Görülür? Farklı Bakış Açılarıyla Derinlemesine Bir İnceleme Fikir Alışverişine Açık Bir Başlangıç Tıbbın dünyasında bazı terimler vardır ki, kulağa yabancı gelir ama aslında bedenimizin bize verdiği önemli mesajları taşır. “Kanat skapula” da bunlardan biri. Kimi zaman kas zayıflıklarıyla, kimi zaman sinir hasarlarıyla ortaya çıkan bu durum; yalnızca bir fiziksel belirti değil, bedenin bize söylediği çok daha derin bir hikâyedir. Ben de bu yazıda, konuyu farklı açılardan ele almayı seven biri olarak, hem bilimsel verilerle hem de toplumsal etkilerle birlikte tartışmaya açmak istiyorum. Çünkü tıpta da, hayatta da tek bir doğru yoktur; farklı bakış açıları konuyu zenginleştirir.…
6 YorumOdada Kamera Olup Olmadığını Nasıl Anlarız? Felsefi Bir Bakış Bir filozofun bakışıyla dünyaya baktığımızda, her şey bir “bilinç” sorusuna dönüşür. Görmek ve görülmek, bilmek ve bilinmek arasındaki ince çizgi, insanın varoluşunu şekillendiren kadim bir ikiliktir. “Odada kamera var mı?” sorusu, aslında yalnızca bir teknik merak değil; aynı zamanda modern çağın etik, epistemolojik ve ontolojik sorgulamasıdır. Bu sorunun peşine düşmek, yalnızca bir cihazın varlığını değil, kendi varlığımızın sınırlarını da araştırmaktır. Etik Perspektif: Görülmenin Ahlakı Etik açıdan bakıldığında, görülmek ve gözetlenmek arasındaki fark, bireyin özgürlük alanını tanımlar. Bir odada kamera olup olmadığını anlamaya çalışmak, aslında “özerklik” arayışıdır. İnsan, kendisini izleyen bir gözün…
6 YorumMersin Gülnar Pazarı Hangi Gün? Edebiyatın Dönüştürücü Gücüyle Bir Keşif Kelimeler, bir anlam taşır ama aynı zamanda çok daha fazlasını barındırırlar. Onlar, sadece birer araç değil, birer yaşam biçimidir. Her sözcük, yeni bir dünyanın kapılarını aralar, her cümle bir yolculuğa çıkarır bizi. Aynı şekilde, bir pazarın adı, sadece bir alışveriş yeri olmanın ötesine geçer; içinde köklü tarihleri, kültürel birikimi ve toplumsal ilişkileri barındırır. Mersin Gülnar Pazarı, dışarıdan bakıldığında sadece bir pazaryeri gibi görünse de, aslında bir edebiyatçı için derinlemesine bir incelemeyi hak eden, halkın yaşamını yansıtan ve toplumsal ilişkilerin izlerini taşıyan bir mekandır. Bu yazı, işte tam da bu yüzden,…
6 YorumIşitsel Görsel Nedir? Duyuların Kesişiminde Yeni Bir Anlatı Dili Giriş: Duyuların Ortasında Bir Kavram Görmek ve duymak, insanın dünyayı algılama biçiminin iki temel ayağıdır. Işitsel görsel kavramı, bu iki duyu alanının birleşim noktasında yer alır. Günümüzde medya, eğitim, sanat ve psikoloji gibi alanlarda kullanılan bu terim; yalnızca bir görüntü veya ses değil, ikisini birlikte deneyimleme biçimi olarak tanımlanır. Bu yazı, kavramın tarihsel gelişimini, teknolojik dönüşümünü ve güncel akademik tartışmalarını ele alır. Tarihsel Arka Plan: Sinemadan Deneyime Işitsel görsellik düşüncesi ilk kez 20. yüzyılın başında, sinemanın ortaya çıkışıyla birlikte anlam kazandı. Sessiz filmlerde bile, gösterim sırasında piyanistlerin sahneye eşlik etmesi, görselin…
6 Yorum